Onlardan sonra gelenler (duâ ederek) derler ki: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimize mağfiret et (bağışla) ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen raufsun (şefkatlisin) rahimsin (merhametlisin).
(Haşr sûresi-10)
Bir Hadis
Hz. Âişe'den rivayet edildiğine göre, Mahzûm kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının durumu Kureyşlileri pek üzmüştü. Bunun üzerine: Bu konuyu Hz. Peygamber (s.a.v.) ile kim görüşebilir diye kendi aralarında konuştular. Bazıları: Buna Resûlullah'ın sevgilisi Üsâme İbni Zeyd'den başka kimse cesaret edemez, dediler. Üsâme de onların istekleri doğrultusunda Hz. Peygamber (s.a.v.) ile konuştu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Üsâmeye: Allah'ın koyduğu cezalardan birinin uygulanmaması için aracılık mı yapıyorsun buyurduktan sonra kalkıp bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: Sizden önceki milletlerin yok olmasına sebep içlerinden soylu biri hırsızlık yapınca ona dokunmayıp zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca ona cezasını vermeleriydi. Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim. (Buhârî, Enbiyâ 54, Megâzî 53, Hudûd 11, 12; Müslim, Hudûd 8, 9. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Hudûd 4; Tirmizî, Hudûd 6; Nesâî, Sârık 6; İbni Mâce, Hudûd 6)
Güzel ahlâkın en güzeli sana gelmeyene senin gitmendir, seni mahrum edene senin iyilik etmendir. Sana zulmedeni affetmendir. Halkın sana ihtiyacı, Hakkın nimetinin revaç bulmasıdır. - Erzurumlu İbrahim Hakkı